YAZILARIM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YAZILARIM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ekim 2017 Salı

NASIL DOĞRU ANNE OLUNUR?

   
   
     Benim tepeden,bodoslama dalmalı yazıma alışkın yada alışkın olmayan herkese merhaba :)
     Şu aralar "duygusalıımm uleeen" diye haykırmak istediğim bir dönemden geçiyorum.35 yaş ve periyodik dönemin iç içe geçtiği bir süreçten kaynaklanıyor olabilir.
      Sürekli bir çocukluğumu hatırlamalar, eskileri düşünmeler,hüzünlenme durumu vesselam..zira çocuklarım gözümün önünde büyürken bunları düşünmemekte elde değil aslında. Onlara bakıp kendi çocukluğumu düşünüyorum sonra kendime bakıp annemi...annemin "anne olunca anlarsın" sözü çınlıyor kulaklarımda sıkça,duygular şelale..! 

       Diğer tüm anneler gibi ,iyi bir anne olmak bütün çabam.her akşam yatağıma girdiğimde ŞÜKRETMEK o günü de sağlıkla bitirdiğimiz için.O akşam da evlatlarımı yatırıp,üzerlerini örtüp,yataklarında huzurla uyuduklarını bildiğim için.Ve SORGULAMAK kendimi "gerçekten iyi bir anne miyim? Cevabını bilmiyorum.kime göre neye göre? 

     Bir de işin şu boyutu var.gözlemlerime dayanarak söylemeliyim ki bir evladı memnun etmek mümkün değil.fazla örnek gördüm bu söylediğimi tasdikleyecek.anne baba hiçbirşeyini eksik etmiyor “siz burnumu sürtmediniz.yokluk göstermediniz” diyor.yada tam tersi “siz benim için bugüne kadar ne yaptınız” diyor.iki durumda da çok acı bunları duymak :( nasıl doğru anne olunur? Keşke bir formülü olsa,bir kriteri olsa diyorum bazen.

   Şu meşhur etraf’ı da göz ardı edemicem :)) ne yapsan eleştirir.en ufak dert yansan hemen akıl vermeye başlar “ama suç sen de” der “şöyle yapmalıydın” diye devam eder “ve sonra böyle yaparsan olur” diye bitirir ve oracıkta sertifakanızı verir. Doğru annelik nasıl yapılır teoride öğrenmiş olursunuz :) azıcık söz dinleyen biriyseniz hemen denemek istersiniz.ama o method sizin cücüklerde işe yaramaz.yine tavazuda tavan yapanlardansanız.acaba en başında mı hata yaptım diye düşünürsünüz.ama belki en son gelir aklınıza bütün çocuklar karakteriyle doğar.elbette bu da bir tartışma konusudur.ama %70-80 karakterin etkili olduğu konusunda iki çocuk annesi olarak bunu görüyorum.çokça ikisini de ben doğurdum nasıl bu kadar farklı olabilirler diye düşünüyorum. 
      
        Doğru yaptığımdan emin olduğum yada pişmanlık duymayacağım bir konu da şu ki,
       Hiçbir zaman çocuklarıma yüksek mertebeli hitaplarda bulunmadım.karşı değilim ama tarzım değil ağam,paşam,prensim gibi kelimeler...hem gelecekteki müstakbel gelinime yatırım yapıyorum fena mı :))) kendini paşa sanmasın hizmet beklemesin.Sevdiceğine yardım edince kılıbık olunmayacağını bilsin.bunları da ekstradan aşılıyorum şimdiden.erkekler ağlamaz kelimesini asla kullanmadım meselaları çoğaltacak olursam.tam tersi kendilerini sıktıklarını farkettiğimde tutma kendini oğlum rahatlarsın dediğim oldu ( sarp efe sünnet olmadan önce damar yolu açılması gerektinde ağlayacak gibi olduğunda hemşire bozuntusunun BİRİ -diğer tüm hemşireleri tenzih ederek- erkek adamsın ağlicak mısın yoksa dediğinde cümlesinin sonu gelirken beraber oğlumun dikkatini üzerime çekip ağlayabileceğini söylediğim için zerre pişman değilim.gözlerindeki güveni gördüm.yaslandı orda bana manen.ama bu kez gerçekten ağlamaktan kendisi vazgeçti belki de hissettiği güvenin hazzıyla) aynı durum kız anneleri içinde geçerli.prensesim,kraliçem vs gibi sözcüklerle kodlamayın çocuklarınızı.beklentilerini arttırmayın.aman ne olacak çocuk o daha demeyin.ömrü boyunca prenses gibi yaşayacağının garantisini veremeyeceğiniz halde o misyonu yüklemeyin.hayal kırıklığına uğramasına sebep olmayın.

ara not:yaşadığımız sünnet faciasını hala yazmadım.zaman aşımına uğradı ama hala niyetliyim.en azından hatıra olarak burda kalması ve çocuklarımın inşallah ilerde okuyup belki de tebessüm etmesi için(!)

      Genetik faktörleri de göz önünde bulunduracak olursam çocuklarım;özellikle de sarp efe de gözlemlediğim aşırı merhamet duygusu.Bera için bunu söyleyebilmemin netlik kazanması için biraz daha büyümesi lazım henüz 4 yaşını doldurmadı.yalnız büyüklerimizin "ön teker nereye giderse arka teker de oraya gider" sözü aşırı tescilli tarafımdan.Bera abisinin küçük bir iz'cisi zira :))) 

     Yolda yürürken hiçbir çiçeği es geçmeksizin koklayan,çirkin güzel hiçbir hayvanı,böceği ayırt etmeden seven bir çocuk Sarp Efe.abisinin davranışlarını gören Bera’da o yönde bir hayli ilerleme katetti.katetti diyorum çünkü önceden hayvanlardan çok korkan bir çocuktu.bu yönde ürkek karakterini abisini örnek alarak baskılamaya çalıştığını söyleyebilirim.

    Onlar bu güzelliklerle ilgilenirken bazı eğitimleri vermekte bana düşüyor.ellerine bir çiçek aldıklarında onun sadece ne kadar güzel olduğunu onaylamakla kalmıyor,ne kadar güzel yaratıldığını da belirtip ufaktan aşılamaya çalışıyorum "yaratılış" ve "yaratıcı" sözcüklerini... Küçücük bir böceğin bile ekosistemde ,bilmediğimiz bir görevi olduğunu...üstelik artık direkt bu terimsel sözcükleri kullanıyorum..sormuyorlar mı bilmedikleri sözcükleri? elbette soruyorlar.direkt anlatıyorum.zaten boylarını aşan bişey olduğunda üstelemiyor sadece dinliyorlar.

    An oluyor yine sorguluyorum kendimi,çocuğuma bir yetişkin gibi davranmakla hata mı ediyorum diye sonra yaptığımı meşrulaştırıcı bir iç ses "hayır,çocuk bir umman ne verirsen alır,hem ağaç yaş iken eğilir " diyor :)

    Son olarak söylemek istediğim ,allah rızası için kimse kimseye akıl vermesi.. tavsiyede bulunmak yada doğru uslup kullanarak akıl vermek bambaşka bişey.

     
     Sarp efeme ve Berama,

     Benim tertemiz,iyi yürekli,merhamet yüklü,özgür ruhlu evlatlarım..her kul gibi bende hata dolu, hiçbirşeyi mükemmel yapamayan bir anneyim.size verebileceğim en kusursuz şey sadece sevgim ve kabul olması ümidiyle dualarım.sizi çok seviyorum.
     
    



29 Eylül 2017 Cuma

BAK SEN ŞU SERÇEYE




Gerçekten umuttan fazlası mı gerekir yaşamak için?belki sadece umut yeter.umut etmek hayal kurmak değil mi zaten?zihnimizin düşsel yolculuğunda yapacaklarımızı çitayı biraz yüksek tutarak planlamak,olabileceklerin en güzeliyle süsleyip harika sonuçlar elde etmek.
       Yada tam tersi! Hayallerimizi umut etmek!harika bi manzaraya bakarken bir anda gözümüzün önünde beliren,pembe panjurlu olmasa da -sizin renginiz artık hangisidiyse- bir köşesinde organik sebze-ot vs yetiştirdiğiniz,çocuklarınızın güven içinde oynayabileceği, bahçesi olan bir ev...neden olmasın diye başlarız hayal kurmaya.sonra belki bu hayal bir hedefe dönüşür.bence dönüşebilir..bu konu uzar gider umutlar hayalleri,hayaller hedefleri kovalar.
        Atlanılmaması gereken tek şey emektir.çünkü emek olmazsa kurduğun hayallerle sen sadece hayalperest sıfatını taşıyan birisin.
        Kurduğun hayal her neyse: iyi bir iş? Kariyer? Evlilik? Çocuk? Başarı? Zenginlik? Fazla kilolardan kurtulmak? Liste uzun ...hiçbirini sadece istemekle,umut etmekle yada hayalini kurmakla gerçekleştiremeyeceğini bil.yahu uyuyan prenses bile yıllarca uyudu prensine kavuşabilmek için. az şey mi?yoksa o hikayenin adı başka bişey miydi! 
          Emek verdiğini ama karşılığını alamadığını yada istediğinin tam anlamıyla gerçekleşmediğini düşünüp hayıflanma.ya henüz zamanı gelmemiştir yada senin için daha hayırlı başka birşey vardır emin ol.

         Vaktinde okuduğumda beni çok etkilemiş olan bir hikayeyi paylaşmak istiyorum;

Hikaye bu ya, bir gün bir serçe Allah’a küsmüş (densiz serçe)
Günler geçiyormuş ve serçe hiçbir şey söylemiyormuş.
İçine kapanmış derin bir hüzne boğulmuş.
İsyanın eşiğindeki serçe Artık Rabbine bir şey demiyor ve onunla konuşmuyormuş.
Cağnım Melekler merakla Allah’a serçeyi soruyorlarmış ve her defasında Allah, meleklere “o gelecek” diye cevap veriyormuş.
“Çünkü onun sesini duyacak tek kulak benim ve onun minik kalbindeki derdini anlayacak olan da tek benim” (tüyler diken diken) diyordu.
Bir zaman sonra serçe, kalbi hüzün, gözü yaşla dolu bir halde bir ağacın dalına konmuş. Hiçbir şey söylemeden öyle sessiz sessiz bekliyormuş.



       Allah,serçeye seslenmiş.
       Söyle bana! Canını sıkan ve kalbini hüzne boğan derdin nedir senin?
       Serçe mahzun, biraz da sitemli ses tonuyla;
      “Küçük bir yuvam vardı. Yorulduğumda dinlendiğim üşüdüğümde sığındığım. Kimseyi rahatsız etmiyordum ve kocaman Dünya’da ufacık bir yerdi kimsenin yerini dar etmiyordu.Sen onu da bana çok gördün neydi o zamansız fırtına? Esip yıktı yuvamı ve beni yuvasız bıraktı.”
Daha fazla konuşamamış serçe sözleri boğazında düğümlenmiş. Sessizlik Arş-ı rahmanda yankılanırken melekler başlarını eğmiş Allah’ın vereceği cevabı bekliyormuş.
        Allah; “ sen, o yuvanda dinlenirken seni avlamak isteyen bir yılan yuvana doğru geliyordu, seni yılandan korumak için fırtınaya emrettim yuvanı yıksın diye böylece sen oradan uzaklaşarak yılandan kurtuldun.

        Hikayenin devamında büyük ihtimalle serçe çok utandı ve diyecek bişey bulamayıp tövbe etti diye düşünüyorum.

      Aslında bunun üzerine söylenecek söz yok...!
      Eğer inançlı biriysen ve hayrında şerrinde allahtan geldiğine inanıyorsan ne mutlu.ateistsen yinede dünyanın mükemmel bir şekilde bir takım bilimsel kurgularla donandığına inanıyor ve kusursuz işleyişin sekmeden süregeldiğine inanıyorsun zaten.iki türlü de isyan etmeye gerek yok.bana kalsa inansan iyi olur diye düşünüyorum,kaybedecek bişeyin olmaz :)))) bu taraf huzurlu :D

         Bu yazı tamamen kendimi motive amaçlı yazılmış olup  nefsime hitap edilmiştir.!!! 
          
               Hayallerle donanmış Umutlarınız bol olsun..!
      

12 Mayıs 2017 Cuma

KONMARİ METODUYLA EŞYA KATLAMA,ÇEKMECE DÜZENİ

   Selam olsun eyy hala blog okuyanlar tayfası :)))

   O kadar mutluyum ki, sizi bilmem ama ben ev temiz ve yahut düzenliyse bundan büyük keyif alırım.düzene çok düşkünüm ve hayatımın şu noktasına kadar hep düzensizlikle sınanıp imtihan oldum o apayrı bi konu :) hiç dağıtma ve uzatma yapmadan hemen mutluluk sebebime geliyorum hatta geldim.az önce çorap-çamaşır-pijama çekmecelerimi düzenledim.dünde çocuklarınkini aradan çıkarmıştım.darısı dolabıma :) henüz dolabımı düzenlemeden dayanamayıp sizinle paylaşmak istedim nasıl bir yol izlediğimi.yine iyilikten ölüyorum :)))
     Efenim bilmeyenler için fransada yaşıyorum ve yaşadığımız evler türkiye standartlarından çok küçük.öyle ki, yeni evime taşınırken yatak odasına dolabım sığmayacağı için dolabımdan feragat etmek zorunda kaldım :( yanlış duymadınız yatak odamda bir dolap yok.aslını isterseniz hiç dert etmedim hatta dolapsız minimal bir yatak odası tam bana göre.çünkü kalabalık beni basar.allahtan evin koridorunda boylu boyunca gömme dolap var.orayı giysi dolabı olarak kullanıyorum.ve fakat gelin görün ki dolabımın düzenine o kadar alışmışım ki yeni gömme dolapta bi düzen oturtamadım hala.raf takılması falan gerek.orayı da düzenlediğimde postuma eklerim inşallah.

     Youtube da gezerken lilienetwork diye bir kanala ait eşya katlama ile ilgili video gördüm.bir çoğumuz belki biliyor.bi ara çok modaydı eşya katlama metodları ama bir iki uygulayıp devam ettirmemişiliğimiz vardır.şahsen ben öyleydim.yalnız lastikli çarşafları nasıl katlayıp kare hale getirebildiğimi öğrendiğimden beri uygularım :) 
      Videoda tüm eşyalar dikineydi.ilk parçayı katlayıp yerleştirdiğimde çok yer kaplayacakmış gibi geldi.eğer sizde yaparsanız size de öyle gelebilir diye peşinen söyleyim hiç tereddüt etmeyin boş yeriniz bile kalıyor :) 

Çocuklarımın dolap ve çekmecelerinden örnekler:


Fotoğrafta kargacık burgacık geldi gözüme ama inanın o kadar düzenli o kadar ferah oldu ki anlatamam.üstelik aramak durumunda kalmadan herşey elinizin altında.özellikle çocukların çoraplarını yerleştirirken daha hiç kullanılmamış ama top top ettiğim çorap yığının altında kalmış,unutulmuş çoraplar farkettim.en çokta çorapları bu şekilde katladığıma sevindim.

   Bir tek çocukların slip kilotlarını eski tarz katladım.boxerları atletleri herşey dikine :)) herşey elimin altında artık.nasıl katladığıma gelince.önce klasik mağaza katlaması yapıyoruz.ben zaten tüm eşyaları o şekilde katladığım için yeni düzenlemeyi yaparken zorlanmadım.sadece alıp bi kaç kat daha yaptım o kadar

Fotoğrafta gördüğünüz gibi mağaza katı yapıp onu da ikiye katlıyoruz.sonra dik konuma getiriyoruz ve eğer düz zeminde dik duruyorsa doğru katlamayı yapmışız demektir :) pantolonları da aynı şekilde iki bacağı birleştirip boylu boyunca ikiye katladıktan sonra bir kere daha hatta gerekiyorsa bir kere daha katlayabilirsiniz.pantolon için foto çekmeyi unuttum üzgünüm :( yalnız elimde bir kaç çorap örneği var :) 
    Bu bir soket çorap.bunu tam ikiye katlamadan yarısına kadar katlayıp tekrar katladım :) dik durma fotosu çekmemişim ama duruyor :) 

Peki bişey sorucam, sizin eviniz de çorap yutuyor mu? Bizim evimiz yutuyor da :/ özellikle sarp efenin çoraplarını.daha yepyeni 7 çift çorabından elimde kalanlar ve daha yeni oldukları için tekeç tekeçte olsa kullanmam :)))) olsun onlar çocuk.farklı çorap giymek ayıp değil ayrı bir tarzdır :))) 

Mesela haftanın 7 gününe 7 çoraptan elimde kalanlar :/

     Bu şekilde çiftledim ve evet bu şekilde giydiriyorum.asla bu bir cimrilik değil.yada tutumlu olmanın suyunu çıkaranlardan değilim ama ben zaten "aman uyumlu olsun"culardan olmadığım için sorun etmiyorum.kendimde bazen aynı model fakat farklı renkli çoraplar giyerim :) 
   Bu uzunluktaki çorabı da bu şekilde katladım.üst üste yerleştirip tamamen ikiye katladıktan sonra bir kez daha ikiye katladım.bunda dik koyulduğunda duruyor :) 
     Gelelim kendi eşyalarıma.şimdilik çorap çekmecelerim ve pijama çekmemi yaptım.

Biz kadınların bu tarz çok çorabı vardır diye sadece bunu nasıl katladığımı fotoğrafladım.uzun collant çorapları da pantolon katladığımız gibi iki bacağı üst üste getirdikten sonra tekrar ikiye katladım.sonra gerektiği kadar tekrar.sadece düz zeminde dik duruyor olması lazım katlama işleminiz bittiğinde :) 


   Benimkilerde bu şekilde .önceki halini çekmediğim için kendime çok kızıyorum görmenizi isterdim :D 

   Umarım yeterince gaza gelmişsinizdir :)))) az önce annemle konuştum fotoğrafları falan attım şimdi çekmecelerini düzenliyor ahahaha . 

   İnstagram da da evdekimadamm ım. Bu postun faydasını görüp sizde konmari eşya katlama yaparsanız yada sizin ayrıca düzenleme teknikleriniz varsa #madamlakonmari hashtagı ile paylaşırsanız çok mutlu olurum.güzel bilgiler,paylaşınca güzel :)
                   
         DERLİ TOPLU KALIN :))) sevgilerimle^^


9 Şubat 2017 Perşembe

SNAPCHAT SOHBETLERİ (avrupada taşınmanın zorlukları, taşınıyoruz,yenibir ev yeni bir hayat)



     Herkese merhaba,
Yine snapchatte sohbet etmek istediğim ama snap kirliliği yapmamak adına blogumda yazıya döktüğüm bir konu :)
    Bildiğiniz gibi bir avrupa ülkesi olan fransada yaşıyorum.düşününce harika olabilir ama işin birde kamera arkası var .yazımızın konusu "burada yaşamanın eksileri artıları" değil.bu sebepten bu konuyu teğet geçiyor asıl konuya bodoslama dalıyorum.
    Allahın izniyle 19 şubatta evimizi taşıyoruz (dikkat ettiyseniz taşınıyoruz değil evimizi taşıyoruz dedim) çünkü burayı iyi okuyun evi biz taşıyacağız.80 li yılların türkiyesinde olduğu gibi :/


    Taşınmak tüm kadınların gözünde büyür ama gelin birde biz avrupada yaşayan kadınlara sorun. Dinledikten sonra halinize şükrecedeksiniz.şimdi ben sizin bana sorduğunuzu varsayıp anlatmaya başlıyorum.
    Burda emlakçılardan, şahıstan ,belediyeden yada özel şirketlerden ev kiralayabiliyorsunuz.bizim oturduğumuz ev özel bir şirkete ait.bunu tercih etmemizin sebepleri
      1) şahısla uğraşmıyorsunuz -ki bundan önce oturduğumuz evi şahıstan kiralamıştık bin pişman olduk
      2) şirketin kendi bünyesinde elektrikçisi, su tesisatçısı vs her türlü hizmeti var -ki bunlarda sorun çıktığında tamir ettirecek adam bulmak deveye buz pateni yaptırmakla eş değer.buldunuz diyelim istediği parayı vereceğinize ev değiştirin daha iyi :)))) tamam abarttım o kadar değil ama türkiyeye
göre oldukça uçuk.  Bu bağlamda en azından tamirci arama derdinden kurtulmuş oluyoruz.
Düşündüm 3. Bi sebep gelmedi aklıma bu iki madde bile yeterde artar. 

      Bu arada biz sadece ev değil şehir de değiştiriyoruz o yüzden şimdi söyleyeceğim şeye hazır olun "taşınacağım evi sadece eşimin çektiği videodan gördüm :( aylardır ev arıyoruz.anlatmayı bırakın, şimdi ev arama maceramızı yazacak olursam  sabahı bulur. Ne benim yazacak mecalim kalır ne de sizin okuyacak yüreğiniz. Ev bulmakla da iş bitmiyor anlaşıp anahtarı teslim almak en az 15 gün :/ 
 Daha imzayı atıp anahtarı almadık ama aldık diyelim.NASIL TAŞINACAĞIZ :/ işte asıl kabus burda başlıyor.

      Şirket evlerinin altın kuralı evi aldığın gibi bırakmak zorundasın.misal duvar kağıtlarında yırtık varsa yırtık olan kolonu değiştireceksin.allah razı olsun aynı kağıt zorunlulukları yok :D Farklı kağıtlar kullanabiliyorsun. ( bu evden çıkacak kişiler için bir avantaj çünkü duvarındaki kağıdın aynısını bulamayabilir.bulduğunu kullanır.fakat eve girecek için zahmet.kimse duvarları birbirinden farklı abuk sabuk kağıtlarla kaplanmış bir evde oturmaz -ki biz bu eve ilk taşındığımızda da öyleydi ve biz hepsini söküp tekrar yaptık) bu bağlamda kural komple SAÇMA!
      İşin büyüğü evden çıkmadan bir evi elden geçiriyorsun öyle baştan savma da değil, adam akıllı.

        Evi aldığın gibi bırakmanın bir diğer yanı da "mutfağı hazır mutfak yaptıysan onu da sök götür , bizim eski lavabomuzu tak" şeklinde. Anlayacağınız biz bir de mutfağı sökeceğiz :/ ha bu arada 
evlerin mutfağında lavabodan başka bişey yok.ya öyle idare ediyorsun yada tekrar sökmeyi göze alıp yaptırıyorsun. anlatırken yüreğim darlandı. Artı olarak bir kamyon kiralayıp el elden eşyalarımızı taşıyacağız. Varın gerisini siz düşünün.

     Burda asla nakliye şirketi yok.evet doğru duydunuz NAKLİYE ŞİRKETİ YOK! bir söylentiye göre var ama ben kullanan görmedim.minimum 1200€ dan başlıyor (yani 2 odalı asansörlü az eşyalı bir ev taşımak) asansörsüz bir binada, en az 3 odalı bir evde oturuyorsan fiyat katlanıyor. Yada 3 küçük çocuğun olucak işte o zaman devlet evini ücretsiz taşıyor yoksa ne halin varsa gör.!!!!

    Bu yazıyı okuduktan sonra türkiyede yaşayan birinizin "hoooff yeeaaa ev taşiiyycaaazzz çok yorucuuğğğ" dediğini duyarsam ağzına kürekle vururum :)))))) yada okuyan kimse söyleyene vursun :))
           ALLAH BİZE VE TÜM TAŞINACAK AVRUPALI TÜRKLERE KOLAYLIK VERSİN (!)
     

8 Şubat 2017 Çarşamba

KİKO HEART SHAPED LİPSTİCK

   
    
     SA
     Kiko kozmetiğin sevgililer gününe özel çıkardığı kikomatte4you serisini görünce gözüm döndü :)) kimin dönmezdi ki! Herşeye bi kalp kondurmuşlar :) allık,fırça,oje konusunda gözüm aç değildir ama söz konusu ruj olunca dayanamam.o yüzden günlük kullanıma da uygun bir renk seçip sadece bir ruj aldım :) firma sadece 5 renk çıkarmış ve diğer renkler son derece iddialı.benim seçtiğim 1 numaralı rujdu.

             


     Ürün 1. Karede görüldüğü üzere çerçeveli bir kutuda geliyor
Ruj içinde pembe pelür kağıda sarılı.
Ambalajı gri mat renkte ve üzerinde " heart love kisses romance love
                             Passion kisses hear love romance
                             Romance passion heart kisses love
                             Kisses love possion kisses romance" yazıyor :)
     Bence hiçbirşey anlamayan biri için bile romantik bir görüntü...
Kapağını ilk açmaya çalıştığımda yaşadığım dramı görmeliydiniz :)) çekip çıkarmaya çalışıyorum olmuyor,üstten ittiryorum alttan mı çıkacak diye olmuyor.en son kıvırmayı akıl edebildim :))) bir kere kıvırıp öyle çekiyorsunuz kapağını.zahmetli bişey değil.kullanım pratikliğine gölge düşürmüyor.

                        
                 
  
      Yapısı kuru krem :) kalıcılığı konusunda beklentiler farklı , bana göre kalıcılığı iyi.kalp şeklindeki ucu akıllara sürmenin ne denli kolay olup olmadığı sorusunu getirsede inanılmaz kolay -ki ben dudak çerçevem belirgin olmadığı için kalemsiz ruj uygulayamadanlardım- ona rağmen çok kolay uyguladım. Rujun yapısı tamamen ortaya çıksın diye herhangi bir lip balm uygulamadan ruju dudaklarıma direkt olarak sürdüm. Aksi gibi son günlerde dudaklarım çok kuru. Yalnız rujun resmen onarma özelliği var çünkü dudaklarımı yumuşacık yaptı :) söyleyeceklerim bu kadar.

                         


                BAKIMLI VE SÜSLÜ KALIN :)


4 Şubat 2017 Cumartesi

COUDALIE POLYPHENOL C15 anti-ride ( YAŞLANMA KARŞITI SERİ)

 
              

      SA
      Bu Başlık altına yazılacak o kadar çok şey var ki aslında parmaklarım keşke düşünce hızıma yetişebilse :)) 

Öncelikle değinmek istediğim şey yaşlanma karşıtı ürünleri kaç yaşından itibaren kullanabiliriz ?

--- 25 yaşından itibaren yaşlanma karşıtı ürünler kullanılabilir. O da kendi içinde "neden"lere ayrılır
Genetik faktörler, beslenme, mimik alışkanlıklar,yaşam tarzı ... bunların cildimiz ve aslında sağlığımız üzerinde ciddi etkileri vardır.
    Cilt sağlığını ayakta tutmak için bilinen en güzel yol su içmektir.tüm davranışlar alışkanlıkla gelişir.su içmeyi sevmeyen ve susamayan biriyseniz bile ; çalışıyorsanız masanızın üzerinde kocaman bir bardak suyunuz mutlaka olsun gördükçe içersiniz, öğrenciyseniz çantanızda :) 
     Saati saatine ,düzenli beslenemesekte imkanlar el verdiğince düzgün beslenmekte cilt sağlığı açısından son derece önemlidir.vitamin ve mineral açısından kuvvetli kuruyemişler, mevsiminde tüketilen sebze ve meyveleler cildimizin daha aydınlık daha canlı görünmesini sağlar.
      Aslında en önemli noktalardan biri düzenli gece uykusu uyumak, sigara ve sigaralı ortamlardan da uzak kalmak :/  bu konuyu çok irdelemiyorum :))) 
   Bilinen bir gerçek olarak kuru cilt çabuk kırışır. Örneğin kuru ciltli biri olarak ben 25 yaşında başlamadım anti age ürünlere hatta 34 yaşında başladığımı itiraf etmeliyim.belki o zamanlarda herşeyi bu kadar biliyor olsaydık bende başlardım :)) onun yerine cildimi bolca içten ve dıştan nasıl daha nemli tutabilirim lere yöneldim.inanır mısınız haftada 2 kere yarım bardak suda yaş maya eritip içtiğimi bilirim.hatırlamak bile istemiyorum :))
   20 li yaşların ortasındasınızdır ve çokça mimik yapıyorsunuzdur.kırışıklıklar henüz kalıcı değildir ama inceden  yer etmeye başlamıştır. İşte tam o aşamada kullanılmaya başlanmalı ki, çizgilerinizin yeri derinleşip kalıcı hal almasın.
    Ben coudali nin 3 lü anti aging setini kullanıyorum.bu set ;
    Anti aging yüz kremi
    Anti aging göz ve dudak çevresi kremi
    Ve anti aging serum dan oluşuyor  

Belki bu yaşıma kadar cildimi yormadığım içindir bilemiyorum ama ben bu setin faydalarını gözle görülür bir şekilde farkettim.bu benim ikinci setim.bir kez daha almayı dşünüyorum.belki bir kere daha bitirdikten sonra bi tık daha kuvvetli anti aging ürünlere yönelebilirim.

     Seti nasıl kullanıyorum;
Sabah akşam olmak üzere günde 2 kez
Önce serumu uyguluyorum.çok kolay emiliyor.
Ardından yüz kremini
Son olarakta göz ve dudak çevresi kremini uyguluyorum.

                    
      

biliyorsunuz atopik dermatitli cildim var ve bu ürünleri yeri geldi tedavi sürecimden dolayı  hiç kullanamadım, düzenli uygulayamadım.ama ona rağmen memnun kaldım. Artı olarak parfüm içemiyor.

        Son olarak "anti aging ürün almak istiyorum ama cildimi de çok yormasın istiyorum" diyenlerdenseniz ürün muazzam.
        Yada "daha önce hiç yaşlanma karşıtı krem kullanmadım ilk defa alıcam ne alsam" diye düşünüyorsanız yine bu set sizin için gerçekten uygun. 
    
        Cildiniz çok kuruysa seti kullanmadan önce kendi nemlendiricinizi uygulayın.tamamen emildiğinden emin olduktan sonra seti uygulayın. Çünkü ne kadar doğru ürün kullanırsanız kullanın cildinizi yeteri kadar nemlendirmiyorsanız çizgilerin önüne geçmek kaçınılmazdır :( 

       BAKIMLI KALIN :) 
    
     
  

3 Şubat 2017 Cuma

NUXE PRODIGIEUSE DD CRÉME

   SA
   Her zaman ki gibi yazısını uzuunn zaman ertelediğim bir postla karşı karşıyasınız.ben istemez miydim şu postu yazarken gözümde siyah kemik çerçeve gözlüğüm,elimde kahvem :))) gelin görün ki kucağımda bera,koltuğun tepesinde sarp efeyle yazmaya çalışıyorum.bi dk şunlardan bi kurtulayım geliyorum :/
   
                    

     Evet ne diyordum , nuxe prodigieuse serisinin DD kremi şehir kirliliğine karşı, güneş koruyucu ve tüm gün cildin canlı kalmasını vaad ediyor ... beni bilirsiniz fondöten kullanmayı sevmiyorum ve bb ler cc ler daha çok ilgimi çekiyor.bu ürünü eczanede görünce ve sundukları beni cezbedince havada kaptım..şehir kirliliğini falan bilemem ama benim 

*cildimde kalıcılığı muazzam
*örtücülüğü orta 
*ürünün mercimek kadarı tüm yüzüme yetiyor
*kokusu harika

Gelelim ürünün hoşlanmadığım taraflarına

*çok kalın bir yapısı var ciltte dağıtmak zor
*rengi çok sarı,bendeki en açık rengi olmasına rağmen




*mac strobe cream le kullanıyorum mutlaka,hem yapısını inceltiyor hem dağıtmak kolay oluyor.
*özetle pratik bir ürün değil.hani kullanmadan önce strese girdiğiniz ürünler vardır ya onlardan.

  Kullanmasına kullanıyorum,sonucu da memnun ediyor ama bitince bir daha alacağım bir ürün asla değil.

           
               BAKIMLI VE SÜSLÜ KALIN :) 

2 Şubat 2017 Perşembe

SNAPCHAT SOHBETİ (ürün tavsiyeleri hakkında)

   

     S.A ,
     Aslında snapchatte konuşarak anlatacaktım ve fakat 10sn lik snaplar lafı ağzıma tıkıyor ve ben bu durumdan hiç hoşlanmıyorum :/
    Direk konuya giriyorum , biraz uyarı niteliğinde bir içerik olucak.uzun zamandır o kadar sık denk geliyorum ki bu tarz şeylere yazısını yazmak istedim.
     Bana gelen msjlar ve sorular doğrultusunda böyle bir post yazmanın uygun olacağını düşündüm.
     Öncelikle hiçkimsenin cilt tipi,rengi,beklentisi,aynı olmadığı için ,ten ürünlerinde (fondöten,nemlendirci,temizleyici,tonik...vs) blogger yada vloggerlardan tavsiye beklemeyin.ha tavsiye veren çok olucaktır -ki cahiliye dönemimde benimde yapmışlığım var- ama siz sormayın,öneri beklemeyin.sonrasında ne siz hayal kırıklığına uğrayın ne de tavsiye veren kişi zan altında kalsın dimi ama :) bu birinci neden, ikinciye gelecek olursam o da herkesin zaman zaman,yaşa,mevsime hatta strese bağlı olarak cilt tipi değişiyor.bi ara bayılarak kullandığımız,baş tacı ettiğimiz ürünleri bi an geliyor yerin dibine sokuyoruz inanın :)))) ha bazende firmalar ürünlerin içeriğiyle oynayıp formülasyonunu değiştiriyor.
      Bu ikinci sebebe bağlı olarak kendimden örnek vermem gerekirse, en son başıma gelen ve beni şaşırtan bir üründen bahsetmek istiyorum;
                       
                            urban decay far bazı
zaten egzamalı ve çok kuru bi göz çevrem olduğundan önceden baz bile kullanmadığım halde farımda ne bi bozulma ne de katlanma bölgemde birikme oluşurdu.bu bazı da sırf göz kapağı rengimi nötrlemek için kullanırdım ve göz kapağımı daha da kuruturdu.allah yarabbi sonra ne olduysa bu far bazıyla bile göz kapağımda birikme oluyor inanılır gibi değil.ama yok !! Sorun bende orası kesin.hadi buyrun şimdi ben nasıl tavsiye verim? Neye göre? Kime göre vereyim :))))

      Son zamanlarda cilt temizleme yöntemimde de ufak gelişme ve değişimler oldu.uzun zamandır takip edenler bilir. Asla pamukla çok hafifte olsa sürtme yöntemiyle makyajımı çıkaramazdım.göz çevrem hemen reaksiyon gösterirdi.sabun içermeyen ürünlerle yıkayarak makyajımı çıkartırdım.şimdide aynı şekilde devam ediyorum ama mesela zor çıkan ürünler kullandığım zaman -ki bu genellikle jel eye liner yada water proof göz kalemi oluyor.suyla yıkasam bile bi panda oluyorum ,bi karartı kalıyor.onu da biodermanın misel suyuyla temizliyorum.çok şükür bir reaksiyon göstermiyor :) 

     Bioderma misel su için şu yazıma  bakabilirsiniz
     Misel su kullanımına uzun süre neden ara verdim ? Onun için de Şu yazıma bakabilirsiniz :) 

       Kendimle ilgili anlattığım durumları yine gelen msjlar doğrultusunda açıklamak istedim.işte "siz şu ürünü kullanmıyordunuz,siz şunu şöyle yapmıyordunuz" diyen harika dikkatli izleyenlerim olduğunu bilmekten de gurur duyuyorum.bu açıklamalar onlara :)
          Bir konuya daha değinmek istiyorum oldukça sinir olduğum bi şey :))) yazıyı da tam regl gününde yazıyorum valla çok atarlıyım :D
    Bir kitle var, kimde ne ürün görse onu almak zorunda.kullanıp kullanmayacağı umrunda değil.yeterki onu alsın.bu tarz kafaları asla anlamıyorum.neyin eksikliğini yaşıyorlarda böylesine bir hırs içindeler.hepimiz mutlaka birilerinden bişey görüp alıyoruz ama demek istediğimi anladınız siz yormayın beni allasen.
   O youtuber nasıl bir ışığın altında,hangi tür merceği,makineyi kullanıyor da öyle kusursuz çıkıyor biliyor musun? O kusursuzluğun o födötenle yada o bazla yada o farla yada bilmemneyle ilgisi yok ki hemen koşup alıyorsun :))
 
     Fransada mesela sephoralarda renkli kozmetik sample ı vermiyorlar.onun yerine orada yüzünüze uyguluyorlar.büyük ihtimalle bu durum türkiyede de geçerli.fondöten alacaksanız orda deneyin ama yine hemen almayın.o fondötenle bi günü geçirin.gerekirse ertesi gün başka bi fondöten deneyin.öyle karar verin.bakım ürünlerindeyse sample veriyorlar.onları da o şekilde deneyebilirsiniz... umarım yeterince  açıklayıcı olmuşumdur. Bir başka atarlı yazıda görüşmek üzere .şaka kız şaka :D
     BAKIMLI KALIN :)
           
   
    

4 Kasım 2016 Cuma

KAŞ ÜRÜNÜ SEÇERKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

     


    Kaşlar yüzümüzün en önemli unsurlarından. Yaptığınız makyaj istediği kadar mükemmel olsun; vurgusuz,silik yada yüze uygun şekil verilmemiş kaşlar işi bozar :) 
    Makyajı kaşlarla nasıl tamamlarız:
    Kaşınızda boşluklar varsa uygun bir ürünle o boşlukları doldurabilir, şekil bozukluğu varsa şekil verebilirsiniz.hiç boşluk yada şekil bozukluğu yok,fakat kalın telli ve asi kaşlarınız varsa jel kaş maskaraları kullanarak yatıştırabilir, düzgün durmasını sağlayabilirsiniz.
   Size uygun kaş ürününü seçerken;       
   Saç rengiyle uyumuna dikkat etmek uygun rengi daha kolay seçebilmenizi sağlar.saçlarınız kestane tonlarındaysa içinde grilik olan soğuk renkleri seçebileceğiniz gibi ,sarı yada sıcak tonlu saçlarınız varsa ; içinde kahvelik olan daha sıcak renklerde kaş ürünleri tercih edilmeli.
    Eğer tercihiniz kaş kalemiyse çok yumuşak ve aşırı pigmentli olmamasına dikkat edip, yazın sıcak havalarında serin yerde muhafaza etmelisiniz.uyguladıktan sonra pamukla üstünü alabilirsiniz.
    Tercihiniz far tarzı ürünlerse en güzel sonuç için mutlaka kaş (eye liner) fırçasıyla uygulanmalı.kaş altı ve üstünün  hattı çizilip sonrasında içine fırça ucunun inceliği sayesinde çizgiler atılır.böylelikle kaş efekti verilip doğal bir görünüm elde edilmiş olur.elinizde uygun renkte far varsa onu da pek tabi kullanabilirsiniz.yada pigmentsiz ,göze uygulanmayacak kadar sert kaleminiz varsa bu yönde değerlendirebilirsiniz.yeter ki kaşınızda dökülme yapmasın :) 


  Eğer jilet gibi kaşlar istemiyorsanız ve sadece kaşlarım boyansın,pratik olsun, diyorsanız kaş maskaraları biçilmiş kaftan.



       Doğru tercihler hayat kurtarır :)) 
       BAKIMLI KALIN :) 

3 Ekim 2016 Pazartesi

BENEFIT THEY're REAL PRİMER

   Benefit they're real maskarayla hiç anlaşamamıştım.bir iki kullandım cıx .çevreme bakıyorum sevmeyen memnun kalmayan yok.Bi şans daha veriyorum ama olmuyor.öyle öyle şans vere vere bitirdim rimeli.ödediğim paranın da hatrı yok değildi tabi.
   Kirpiklerim düz ve kısa ama uyumludur.kirpik kıvırma aletiyle,güzel bir bazla ve uygun rimelle saatlerce formda kalır.berbat bir rimeldi yada zerre işe yaramadı diyemem fakat bir daha asla almam derim.
    Tabiki uslanmadım ,ürünün primerina da şans verdim..
   
   
    Bilinen diğer tüm bazların aksine kahverengi olması ilk bakışta çok hoşuma  gitti ,çünkü rimel sürerken illaki beyaz bi yer kalıyor ve kabak gibi ben burdayım diyor unuttuğunuz zerre kadar bi nokta bile olsa.bu ürünle en azından rimel sürmeyi komple bile unutsan no prıblım.
   Fırça ucu ekstra esnek.ama bu bi lütuf değil.esnek olsa ne olmasa ne :))  (-ekstra esnek fırça ucu için de 5€ yaz sen :/ )
   Bazı sürdüğünde gözle görülür bir fark olur normalde.ama benefit primer ı sürdüğüm bende asla belli olmadı.üstüne de rimel geçince iki kat rimel sürmüş hissettim o kadar.
     Baz olarak işe yaramadı ama takma kirpik takacağım zaman, kendi kirpiklerime sadece bunu kullanıyorum..o şekilde işime yaradığı için mutluyum.yada doğal bir görünüm istediğimde kahverengi rimel niyetine kullanıyorum :) 
     Kısacası BENCE bu fiyatı asla haketmiyor.
              BAKIMLI KALIN :) 

28 Eylül 2016 Çarşamba

KİKO DAZZLING HİGHLIGTER

 
Yüzümüzün vurgulamak istediğimiz kısımlarını belirgin hale getirmek için aydınlatıcılar artık hayatımızın bir parçası oldu.
   Biz kadınlar ne zaman azla yetindik ki :)) hep daha çok parlamak istedik,hep daha kalıcı olsun istedik.o yüzden aydınlatıcılara doyamadık.
    Kikonun 3+3 kampanyasından bu stick aydınlatıcıyı da sepete atıvermiştim.en çokta bu ürünü merak ederek bekledm kargomu.
     Ne yalan söyleyim ucuz olunca hayal kırıklığı yaşayacağımı düşündüm(Burada ki fiyatı 3-4€ aralığında) Artık beklentimi yüksek tutmadığımdan mıdır bilinmez gerçekten beğendim.stick şeklinde olduğu için kullanımı çok pratik..kalıcığı güzel.
     En güzel sonucu;Elmacık kemiklerinin üzerine,kaş altına, burun kemiği üstüne uygulayıp, nemli bir makyaj süngeriyle tampon hareketlerle cilde oturtunca alabilirsiniz .Yapısı kuru-krem.o yüzden nemli ,yapış yapış bir his uyandırmıyor.

Gün ışığında kapalı ve açık havada görünümleri bu şekilde


   Hepimizin ortak sorunu gerçeğiyle tam yansıtamadığımız fotoğraflar olduğunu düşünmeyi unutmayalım :D

 Garip bi şekilde üzerinde rengin adı yok.büyük ihtimalle kutunun üzerinde yazıyordu ama ben bu yazıyı o kadar geciktirdim ki kutuyu da atmış bulundum. 03 numara gold rengi bendeki.
5.5 gr ,asansörlü gümüş rengi,fiyatına göre çok güzel bir ambalajı var.at çantaya çık.
    Hep parlamanız dileğiyle , BAKIMLI KALIN :) 
    
   

15 Eylül 2016 Perşembe

BENEFİT GİMME BROW KAŞ MASKARASI

    Bana göre kaşların biçimli durması makyajın daha iyi görünmesi ve daha da önemlisi yüz ifadesi için büyük rol oynuyor. Bunun için önemli olan , kendinize en uygun kaş ürününü bulmak.aksi halde kaş yaparken göz çıkartabilirsiniz :))) 
   Benim maskara formatındaki ürünlere pek inancım yoktu o yüzden hep far yapılı ürünleri fırçayla kullanır kaşlarıma gerekeni yapardım.yalnız bu zaman alan bir işlem ve benim gibi çocuklu anneler için zaman önemli! İşte bu noktada pratik uygulamasıyla istediğim sonucu alırsam benim sipirmin im olabilir dedim ve edindim.
 
    Ürün , benefitin her zaman ki şahane ambalaj tasarımıyla geliyor

   
   Gümüş rengi dış kaplamasını ilk gördüğümde aklıma gelen " kesin bu da fake up gibi soyulur" dedim (sırası gelmişken ne berbat bir ambalajdı o! Tüm yazı soyuldu da kurtuldum her seferinde yüzüme gözüme yapışmış parçalarından ) 

    Gimme brow a tekrar gelecek olursak, anlamadığım bir şekilde sıralamayı 1-3-5 şeklinde yapmışlar, benim rengim 3-medium :) 

1- light
3-medium
5-deep



   Sıcak tonlu kahve :)
 

ve bu tonlar , şimdiki saç rengimle daha uyumlu oluyor.yıkandığında kolayca çıkıyor.gün içerisindeki kalıcılığını kuru ve serin havada uyguladığım kadarıyla değerlendirecek olursam bir şikayetim yok.
     Kaş maskarası kullanmanın en güzel yanı; kaşınıza renk verirken aynı zamanda tarayıp sabitlemesi.
   İlerleyen zamanlarda yazıya ek olarak, maskarayı uyguladığım hali ve önceki hali fotoğrafı eklemek istiyorum.o zamana kadar BAKIMLI KALIN :) 

11 Mayıs 2016 Çarşamba

YVES ROCHER SOS DETOX İÇECEĞİ



En birinci olarak Detoks ne demek? Neden yapılmalı
 ? Sorularını cevaplayalım ki , insanlar detoks deyince sadece zayıflamak için baş vurulan bir yöntem olduğunu düşünmesin :) 


Detoks,vücudun ihtiyacı olmayan,herhangi bir yolla vücuda girmiş ve atılmayı bekleyen zararlı maddelerin vücuttan atılması işlemidir. Aslında vücut yapımız kendi çabasıyla bu toksinleri vücuttan atar ancak bu durumu daha da hızlandırmak için dışardan takviye almamız gerekir.

Detoks yapmamızı gerektiren sebepler;

Baş ağrısı, sırt ağrıları, sık sık soğuk algınlığına yakalanmak, yorgunluk, eklem ağrıları, burun kaşıntısı, sinirlilik, deri döküntüleri, öksürük, uyku hali, deri kızarıklıkları, göğüs hırıltısı, gözlerde iritasyon, uykusuzluk, bulantı, boğaz ağrısı, savunma sisteminizde yavaşlama, baş dönmesi, hazımsızlık, boyun tutulması, değişken ruhsal yapı, anoreksiya, sinüslerin tıkanması, anksiyete, ağız kokusu, dolaşım bozukluğu, ateş, depresyon, kabızlık.  

Tabi bu durumlardan herhangi biri yada ikisi genetik olabilir ama her durumda da detoks yapmak kişiye zarar değil fayda getirir.

Bu konu uzar da uzar aslında.ben postumun amacına yönelik konuşmaya devam edeyim :) 

Yves Rocher in klasik aylık kartlarından biri gelmişti ve bana hediye vermeleri için benim mağazadan herhangi bişey almam gerekiyordu.şu sıralar renkli kozmetiğe elim gitmediği için ve sürekli de bu içeceği görüp merak ettiğim için ,hazır %50 indirimdeyken denemek istedim.
      1 litre su için 45ml (kapağında ölçüsüyle geliyor) içecekten karıştırıp gün içinde içiyorsunuz.10 günlük bir kür.
     İçeriğinde tatlandırı ve aroma olması içime sinmese de aldım.sonuçta tamamen organik olması herkesin damak zevkine hitap etmezdi elbette :) 10,20€ luk %50 indirimli fiyatı düşünüldüğünde bence denemeye değer. 
                 
            SEVGİLER :) 



2 Mayıs 2016 Pazartesi

DOĞUM GÜNÜ HAZIRLIĞI

   

    Herşey,aslında 5-6 gün sonra yapacağım doğum gününün bazı sebeplerden dolayı 2 gün sonraya alınmasıyla başladı :))) yani hazırlanmak için sadece bir günüm vardı :/ bu da , kafamdaki şeyleri yapamayacağımı ve istediğim gibi değil de şartlar ne gerektirirse o şekilde hızlıca hazırlanmamı gerektiriyordu..sonuçtan bu kadar memnun kalacağımı asla tahmin etmemiştim :)
    Bu gibi durumlarda elinizde malzeme olması çok önemli aslında.yoksa bile evden çıkmadan mutlaka not alın.zira markette insanın başı dönüyor,alacağı şeyleri almadan başka başka şeyler alıp kim eve dönmedi ki :))))) hele ki kısıtlı zamanlarda tekrar markete gitmekte imkansız.
    Bu post hem belki birilerine faydalı olur ve hem de benim için bir hatıra olarak burda kalır. 
   *Öncelikla aklımda menüyü oluşturmam gerekiyordu.pasta zaten cepteydi.o ,sarpın damak ve göz zevkine uygun bol çikolatalı olucaktı. Bir boğa erkeği için önce görüntü şaşalı olmalı zira :) bunun için malzemem de vardı. Ek olarak dekorasyonu için bir iki çeşit çikolata daha aldım o kadar.

           

           

      *Çikolatalı çilek,eğer mevsimiyse bence bir doğumgününde mutlaka olmalı :) kim sevmez ki ? Hele ki çocuklar :) 


    *ya marşmelow? Ona hangi çocuk hayır der :) o da masada olmalıydı mutlaka. Şirinler şeklinde mavi-beyaz marşmelow resmen kucağıma düştü markette :) 
     * içecek olarakta çilekli bir şurup
Yaşasın!! İşte çocuk menüsü tamam! 
     *bir de sarp efenin arkadaşlarına vermek için küçük doğum günü poşetleri alıp içine bir iki çeşit şeker koydum mu benden mutlusu olmaz :)  



      Peki biz büyükler? O gün oğlumun hatrına diyeti sekteye uğratmasa mıydık (utanan maymun emojisi bu cümlenin sonuna ne yakışırdı ama ) 
     ** kısır,jülyen doğranmış çiğ kabak salatası ( sırf bu salata için evde kabağı eksik etmiyorum :) ve poğaça.
    Geçen yıldan kalma doğum günü konseptli peçeteler ,şapkalar, bardak ve çatal -kaşık tarzı materyallerim de vardı. Ona da ek olarak bir kaç bişey daha ekledim işte masa dekoru da tamam
   Sonrasında bana kalan sadece doğru organize olup herşeyi yetiştirebilmekti. Allahın izniyle çok rahat hazırlandım. 
    
    Pasta kreması artınca ve elimde artan pandispanya da vardı. Onları karıştırıp parça parça yuvarladım ve bir kısmını hindistan cevizine ,bir kısmını da parça fındığa buladım :) 


Mutlu sonla bitmiş karelerle sizi başbaşa bırakıyorum :) 




NİCE GÜZEL,SAĞLIKLI,BAŞARILARLA DOLU BİR ÖMRÜN OLSUN OĞLUM.ALLAH YOLUNDAN AYIRMASIN...
                     Annen^^